Disleksi Nedir?

Disleksi, DSM-V‘te Özgül Öğrenme Güçlüğü kapsamında bir alt alan olarak tanımlanan, zeka düzeyiyle ilişkisiz (normal ve normal üstü zekaya sahip bireylerde rastlanabilen) , kendisini okuma güçlüğü olarak gösteren nörogelişimsel bir bozukluktur.

Disleksik bireylerin akademik yaşam içerisinde başarısızlıklarının arkaplanında genellikle zekaya vurgu yapılır. Ancak disleksi, yukarıdaki tanımda bahsettiğimiz üzere, çocuğun zeka düzeyinin düşük olduğunu göstermez.

Disleksi ilk olarak 1896 yılında Dr. Morgan tarafından matematiksel becerilerilerinde herhangi bir sorunu olmayan, zeka düzeyi akranlarıyla eşit ancak okuma ve yazma konusunda sorunlar yaşayan bir birey üzerinden tanılanmıştır. Dr. Morgan tarafından bu durum doğum öncesi yaşanan anormal gelişimsel durumlara atıfta bulunarak “konjenital kelime körlüğü” olarak ifade edilmiştir.

Ancak bu tanım birçok yönüyle eksiktir. Bu sebeple disleksinin DSM-V’te geçen tanı kriterlerinin iyi anlaşılması gerekir.

DSM V’te Özgül Öğrenme Güçlüğü Tanı Kriterleri

DSM (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanmış, mental bozuklukların tanılanması konusunda psikolog-psikiyatristlerin kullandığı bir başat kaynaktır. Bu sebeple disleksinin daha iyi anlaşılması için biz de DSM kriterlerine (özellikle özgül öğrenme güçlüğünün disleksi ile ilgili olan kısmına) göz atacağız.

  • Sözcük okumanın yanlış ya da yavaş ve çok çaba gerektiriyor olması (Örneğin, tek tek sözcükleri yüksek sesle okurken, yanlış ya da yavaş ve duraksayarak okur, sıklıkla sözcükleri kestirir, sözcükleri seslendirmede güçlükler yaşar).
  • Okunanın anlamını anlama güçlüğü (örn.düzyazıyı düzgün okuyabilir ancak sırayı,ilişkileri,çıkarımları ya da derin anlamları anlamaz).
  • Harf harf söyleme/yazma güçlükleri (ünlü ya da ünsüz harfleri ekleyebilir, çıkarabilir, ya da bunların yerini değiştirebilir).
  • Yazılı anlatım güçlükleri(örn.cümleler içinde birden çok dilbilgisi ya da noktalama yanlışı yapar;paragraf düzenlemesi kötüdür;görüşlerinin yazılı anlatımı açık değildir).

Bu kriterler ışığında, disleksik bireylerin şu gibi temel konularda sorunlar yaşadıklarını söyleyebiliriz;

  • Yavaş, aksayan, söylem bozukluklarına sahip bir okuma deneyimi.
  • Okuduğu bir metinden sonra metinle, olay akış sırasıyla, detaylarla ilgili anlama sorunları.
  • Günlük konuşmada (kitap yerine kipat gibi) fonolojik dilsel sorunlar.
  • Yazılı anlatımda çeşitli düşünsel veya dilbilgisel bozukluklar.

Disleksinin Tanılanması

Disleksi okumaya bağlı bir bozukluk olduğu için genellikle ilköğretimin ilk 2 sınıfında öğretmenler veya aileler tarafından okuma başarısızlığına paralel olarak fark edilir. Ancak disleksinin daha erken tanılanması mümkündür. Özgül öğrenme güçlüğünün alt alanlarında (disleksi de bunlardan biridir) erken çocukluk döneminde çeşitli belirtiler gösterirler.

Bunun yanı sıra birçok disleksik birey disleksik olduğunu yetişkinliğinde fark etmektedir. Zaman içerisinde sahip oldukları öğrenme güçlüğü paralelinde eğitim alamayan bireyler başarısız olarak akademik yaşamın dışına atılmaktadırlar. Bu sebeple öğretmen ve ailelerin disleksinin erken çocukluk dönemindeki belirtilerine karşı duyarlı olmaları bu bireylerin tanılanması ve sahip oldukları öğrenme güçlüğüne paralel olarak önlemler alınmış bir eğitim sürecine dahil olmaları önem taşır.


DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı - Amerikan Psikiyatri Birliği - Çeviren Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir