Türkiye’de Disleksi

Claire Özel ve Aydoğdu Mimir (MEB Beşiktaş Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü)

Türk Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) “disleksi” yerine çoğunlukla “Özel Öğrenme Zorlukları” terimini kullanmaktadır.

Türkiye’de “özel öğrenme zorluklarının” yaygın olarak benimsenen tanımı aşağıdadır:

Özel öğrenme güçlüğü, algısal özürler, beyin hasarı, minimal beyin işlevsizliği, disleksi ve gelişimsel afazi gibi koşulları içeren dinleme, düşünme, konuşma, okuma, yazma, heceleme ya da matematiksel hesap yapmaya ilişkin kusurlu beceride kendini gösteren, konuşma ya da yazı
dilini kullanma ya da anlamada bulunan temel psikolojik süreçlerin bir ya da daha fazlasında bir bozukluk olduğu anlamına gelmektedir. (Engelli Bireyler Eğitim Yasası’ndan alınan İngilizce tercüme (IDEA), 2004).

MEB’in disleksiyi 1997 yılında tanımasına rağmen, normların oluşturulması ve BEP’nin (Bireysel Eğitim Planları) kullanımı son birkaç yılda başlamıştır. Öğretmenler, okul danışmanları ve özel Rehabilitasyon Merkezleri ile Rehberlik ve Araştırma Merkezleri(RAM) daha fazla destek almaktadır. Ancak, sınıf öğretmenleri hala sınırlı destek almaktadır ve sınıflarında farklılaştırılmış öğretim düzenlemeleri imkânsızdır. 2009’dan beri, öğretmenler için destek sistemleri daha iyi hale gelmektedir ve onların ihtiyaçlarına hitap edecek şekilde düzenlenmektedir.

Disleksiye ilişkin birkaç birlik vardır. En bilinen birlik aslında, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (ADHD – Attention Deficit and Hyperactivity Disorder) yaşayan öğrencilerin ebeveynleri tarafından kurulmuştur. Bu birlik hem ADHD hem de öğrenme özürlerine (LD – Learning Disability) odaklanmaktadır. Bu birliğin bilgi sağlamasına, farkındalık yaratmasına ve LD hakkında kaynak geliştirmesine rağmen, çoğunlukla ADHD’ye odaklanmaktadır ve ebeveyn ve eğitimciler için bir kaynak işlevi görmektedir. Şu anda Türkiye’de mevcut olan birliklerden hiçbiri, disleksiye ilişkin hususlarda toplumda ve bu belirli öğrenme zorluğuna ilişkin olarak öğretmenlerin eğitiminde bir etki yaratacak kadar güçlü değildir.

Tanı, devlet hastaneleri ya da üniversite hastaneleri tarafından yapılmaktadır. Diğer hiçbir hastanenin bunu yapma izni yoktur. Bir sınıf öğretmeni veya okul rehber öğretmeni bir çocuğun eğitsel incelemesinin yapılmasını gerektiğini hissettiğinde, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurum olan özel eğitim rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunan Rehberlik Araştırma Merkezine okuldaki akademik ve sosyal düzeyini gösteren performans formunu sınıf öğretmeni ve okul rehber öğretmeni tarafından düzenleyerek öğrenci ve ailesiyle birlikte yönlendirir. RAM tarafından yapılan inceme gözlem ve uygulanan WISC-R IQ testinde farklılık tespit edilen bireyler tam teşekküllü devlet hastanelerinin nöroloji-psikiyatri servislerinde incelenmek üzere yönlendirilirler. Bu servislerde özel öğrenme güclüğü tıbbi tanısı alan bireye bu güçlüğün tüm vucut fonksiyonu kaybına neden olan oranı yazılarak hastane tarafından özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenir. Çocuk Psikiyatristi, çocuk için nihai bir tıbbi tanılama yapar. Sağlık kurulu raporunu alan birey tekrar RAM’a gelerek tıbbi tanısına uygun olarak yararlanması gereken eğitsel planlaması yapılır ve birey için eğer okul çağında ise 2 rapor düzenlenir. Birincisi bireysel destek eğitim raporudur. Bu raporla birey özel eğitim alanındaki bireylere özel eğitim hizmeti sunan özel rehabilitasyon merkezlerine okul dışı zamanlarda giderek RAM tarafından belirlenen eğitim seanslarından faydalanır. Bu seansların ücreti meb tarafından eğitim veren kurumlara ödenmektedir. Birey eğitim başladıktan 1 yıl sonra rama gelerek eğitsel incelemesi yenilenir ihtiyaç duyulduğu taktirde RAM tarafından bireysel destek
raporu yenilenebilir. İkinci rapor bireyin devam ettiği okula sunulan kaynaştırma eğitimi raporudur bu raporda birey okulunda kaynaştırma eğitimine alınır bireyselleştirilmiş eğitim planı hazılanarak bu program doğrultusunda öğrenciye özel eğitim hizmeti sunulur.

Tanı için kullanılan araçlar aşağıdaki gibidir:
• IQ, dikkat sistemi, hafıza sistemi: WISC-R ve Stanford-Binet
• Okuma, yazma ve hesaplama becerileri: kelime okuma, sesbilimsel işlem becerileri ve işlem hızını değerlendirmek için son zamanlarda Türkçe’de testler geliştirilmiştir (Babür, F. N., Haznedar, B., Erdat-Çekerek, E., Erçetin, G., & Özerman, D., 2009). Bu testlerin güvenilirlik ve geçerlilik çalışmaları tamamlanmıştır, ancak diğer uzmanlarla henüz paylaşılmamıştır. Belirli nörolojik testler de üniversite ve devlet hastanelerinde kullanılmaktadır.

MEB şu anda, disleksiyi farklı bir kökeni olan zorluklardan ayırmada kullanılabilecek okul başarı testleri ve bilişsel yetenek testleri geliştirme sürecindedir. Farklı gruplar için tanı farklılığı yoktur. Şu anda, tanı yapmak için kullanılan araçlar buna imkân sağlayacak kadar kapsamlı değildir. Buna ek olarak, bilişsel yetenekleri ve okul başarısını değerlendirecek yeteri kadar araç yoktur. Göçmenler/çokdilli bireylerde disleksi tanılaması için uzmanlaşmış merkezler yoktur. Devlet hastanelerinin disleksi testleri için adaptasyonu yoktur, ancak bazı özel danışma merkezlerinin bu tarz adapte değerlendirme araçları bulunmaktadır. Bununla ilgili bilgilere erişmek kolay değildir.

Türk eğitim sisteminde bilişsel yetersizlik güçlüğü, görme ya da duyma bozukluğu olan çocuklar için ayrı okul ya da sınıflar vardır, ancak özel öğrenme zorluğu yaşayan çocuklar için ayrı hükümler yoktur. Örgün eğitim veren okullarda, kapsayıcı sınıflar giderek yaygınlaşmaktadır. Sınıf başına bir ya da iki hafif düzey zihin yetersizliği tanısı almış özürlü öğrenci bulundurma kuralı vardır. Orta derecede ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği bulunan öğrenciler için devlet okullarının bünyesinde özel eğitim sınıfları yada orta-ağır zihinsel yetersizlik tanısı olan çocukların 5-16 yaşa kadar devam edebilecekleri 8 yıllık eğitim veren eğitim uygulama okulları ve 16 yaş sonrası 4 yıl hizmet sunan iş eğitim okulları bulunmaktadır. Aynı şekilde otizm tanısı almış çocuklar içinde 12 yıl hizmet sunan Otistik Çocuklar Eğitim Merkezleri (OÇEM) bulunmaktadır.

Bazı öğretmenler sınıflarında Bireysel Eğitim Planları (BEP) geliştirme ve kullanma konusunda iyi bir eğitim alsa da, çoğu öğretmen bunları anlama ve uygulamada hala zorluk yaşamaktadır. Geçtiğimiz 3-4 yılda, sınıf öğretmenleri daha fazla hizmet içi eğitim almaktadır. Kurslar 30 saatlik eğitimden oluşmaktadır ve genellikle bir haftada tamamlanmaktadır. Belirli bir konuda daha fazla eğitim talep eden öğretmenler, istedikleri kadar eğitim oturumlarına ya da eğitim seminerlerine katılabilirler. MEB, RAM merkezi danışmanları, üniversite okutmanları ve bu alanda tanınmış uzmanlar ile eğitim sağlamaktadır. Mevzuat hususunda, özürlü insanlar için yazılan ilk mevzuat 1997 yılına dayanmaktadır. 2005 yılında, kapsamlı bir Engelliler Kanunu (Özürlüler Kanunu, no. 5378, 2005), engelli insanların haklarını korumak için onaylanmıştır. Ancak, “disleksi” terimi bu kanunda belirgin bir biçimde geçmemektedir. Engelli insanlara eşit fırsatlar sağlamayı hedeflemektedir ve istihdam, günlük yaşam, ulaşım gibi tüm boyutlarda vatandaşlık haklarını korumaktadır.

“Disleksi” terimi mevzuatın hiçbir bölümünde açıkça geçmese de, dislektik öğrencilerin sınıfta özel önlemler alma hakkını tanımlayan, devlet adına bir uzman kurulunun hazırladığı detaylı bir kararnameler bulunmaktadır. Dislektik öğrencileri sınıfta nasıl yer alacağına dair açık ifadeler bulunduran bu kararnameler öğrencilerin eğitim hakkını korumaktadır. Genel olarak sınav esnasında, disleksi tanısı konulan öğrencilere ek zaman verilir ve öğrenciler imla kontrolü için sözlük kullanabilirler. Aynı zamanda, yazılı ödevler için bilgisayar kullanabilirler ve sınıfta sesli okumadan muaf tutulabilirler.

Okulların, dislektik öğrenciler için uygun eğitim sağlaması beklenmektedir. Öğretmenlerin, çocuğun ihtiyaçlarına göre BEP hazırlaması ve bunları sınıflarında uygulaması gerekmektedir. Sınıf öğretmeni ve Devlet Rehabilitasyon Merkezlerinden bir uzman çocuğun gelişimi üzerine her ay bir rapor yazmak zorundadır. Eğer çocuğun ek yardıma ihtiyacı varsa, devlet ailenin özel danışmanlık merkezlerinden yardım almasına izin vermektedir. Devlet, çocuğun eğitimini desteklemek için ayda 12 seansa kadar ödeme yapmaktadır (8 bireysel ve 4 grup). Tüm sınıflar için okul öğretmenleri giderek bilgilendirilip disleksi açısından eğitilirken, bu eğitim düzenlemeleri tüm eğitim aşamalarında tutarlı bir şekilde uygulanmamaktadır. Yüksek öğretimde, durum önemli ölçüde değişmektedir; bazı üniversitelerin açık önlemleri varken diğerleri disleksiyi tanımamaktadır bile.

Yazı Dyslang.Eu Projesi (Avrupa Birliği - Hayatboyu Öğrenme Programı) - Modül 3'ten alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir